Anakonda ne demek?

Güney Amerika’da yaşayan yerliler tarafından da kullanılan, dünyanın bilinen en eski dillerinden biri olan Tamil dilinde Anakonda “Fil öldüren” anlamına gelmektedir. Güney Amerika kıtasına özgü olan bu su yılanı türünün bilimsel olarak kanıtlanmış ve kaydedilmiş en uzun örneği 11,4 metre uzunluğundadır.  Ancak Güney Amerika’ya ilk ayak basan ispanyol kaşiflerin kayıtlarında 18 metre uzunluğunda bir su yılanına da rastlanmıştır.  Yine Güney Amerika da yapılan arkeolojik çalışmalarda 32 metre uzunluğunda bir su yılanının fosiline rastlanmıştır.  Anakondalar dünyanın en büyük ve en uzun yılanlarıdır.

Öküz sesli dev kurbağa

Afrika kıtasının birçok yerinde, kurak alanların nehirlerle veya göllerle kesiştiği bölgelerde rastlanan Afrika Öküz Kurbağaları (Pyxicephalus adspersus) dünyanın en büyük ikinci kurbağa türüdür. Kurbağalarda genelde dişilerin erkeklerden daha büyük oluşuna zıt olarak Öküz Kurbağalarının erkekleri genelde dişilerin 2 katı büyüklüğe erişebilir. Yetişkin bir erkek rahatlıkla 30 cm uzunluğa ve 2 Kg. ağırlığa ulaşabilir.

Tahmin edilenin aksine isimleri boyutlarından değil, çıkardıkları öküz sesine benzeyen sesten gelmektedir. Bu kurbağalar bulundukları çevredeki cinsiyet dağılımına göre gerektiğinde cinsiyet değşitirebilirler. Sakin duruşlarının aksine son derece agresif olan Öküz Kurbağaları, fare, yılan, balık ve kuş da yiyen hem etobur hem de otobur canlılardır.

Yılanlar neden deri değiştirir?

Hayvanlar aleminin sürüngenler sınıfı, dört takım içerir. Bu takımların içerisinde, özellikle yılanları ve kertenkeleleri içeren Squamata (Pullular) takımın üyeleri, belirgin bir şekilde deri değiştirirler. Çoğu yılan türünde, deri bir tulum gibi tek parça halinde atılırken; bazı yılan türlerinde ve kertenkelelerde de parça parça deri atımı görülür. Halk arasında “gömlek atma” veya “gömlek değiştirme” olarak da bilinen deri değiştirmenin amacı, vücudun büyümesine olanak tanımaktır. Çünkü pullar esnek yapılar değildir ve hayvanlar ancak pulları ile sınırlanmış olan hacim kadar büyüyebilirler. Kaplumbağalar da benzer şekilde periyodik olarak keratin plaklarının en üst tabakasını dökerek bu plakları genişletirler. Timsahların da vücutları üzerindeki pulların her biri, yine periyodik olarak tek tek dökülür. Hayvanın hangi sıklıkla deri değiştireceği ise tamamen beslenmesine ve büyüme hızına bağlıdır.

Yeniden diriliş

Fransız zoolog Alphone Guichenot tarafından1866 yılında keşfedilmiş bir türdür. 20. Yüzyılın ilk yarısında neslinin tamamen tükenmiş olduğu kabul edilmiş olan Tepeli Gecko (Correlophus ciliatus) türü sevimli kertenkeleler, 1994 yılında şiddetli bir tropik fırtınanın ardından, Güney Yeni Kaledonya’da tekrar keşfedilmişlerdir. CITES tarafından koruma altında alınmış olan Tepeli Geckoların göz kapakları yoktur. Gözlerini dilleri ile nemlendirip temizlerler. Bu sevimli kertenkelelerin vahşi doğadaki en büyük düşmanları küçük ateş karıncalarıdır.

Boa mı, Piton mu?

Boa ve Piton yılanları görünüşleri ve avlanma alışkanlıkları da dahil olmak üzere pek çok alanda biribirlerine benzerler. Gözle görülemeyen anatomik farklılıklarının yanı sıra en büyük farklılıkları doğum yöntemleridir. Piton yılanları yumurtlar ancak boa yılanları canlı yavru doğururlar. Bu farklılığın yanısıra coğrafi dağılımları tam olarak doğrulamasa da Boa yılanları yeni dünyanın, Piton yılanları ise eski dünyanın sürüngenleri olarak bilinmektedir. Her iki tür de zehirli değildir ve avlarını üzerilerine dolanıp, boğarak öldürdükten sonra bütün olarak yutarlar. Yetişkin bir yılan, normal boyutlarda bir ev kedisini rahatlıkla öldürüp bir bütün olarak yutabilir.