Antik ve gizemli bir gelenek

Mumyalama geleneği çok tanrılı dinlerden kalmadır. İlk örnekleri Antik Mısır‘da MÖ. 15. yüzyılda bulunmuştur. Antik Mısır’da hükümdarların uzun süre tahtta kalabilmek için, hükümdarlıkları süresince her 30 yılda bir gençleşme festivali (heb-set) düzenledikleri bilinmektedir. Firavun öldüğü zaman cesedi mumyalanıyor, 70 günlük yastan sonra Firavun’un bedeni dirilince tekrar kullanması için özel eşyalarıyla birlikte bir lahite konularak mezar kapatılıyordu. Mısırlılar mumyalama işleminde, bilinmeyen ilaçların dışında reçine, talaş, zift, bez, sodyum karbonat ve çeşitli yağlar kullanmışlardır. Şaman geleneklerini sürdüren birçok toplulukta görülen mumyalama geleneği, Afrika’nın bazı kırsal yörelerinde bugün de sürdürülmektedir.

Akrepler de parlar…

Örümceğimsiler sınıfından olan Akrepler karlı ve soğuk bölgeler hariç heryerde; ormanlık bölgelerde, çöllerde, taşlık ve kayalık yerlerde yaşarlar. Genellikle tropikal ve tropik altı iklim kuşaklarında yaygın olan Akrepler neme bağımlı olduklarından ılık, ıslak ve karanlık yerleri tercih ederler. Geceleri aktif olan Akrepler kabuklarında bulunan florasan kimyasalar sayesinde renkleri ne olursa olsun morötesi ve siyah ışık altında çok belirgin bir şekilde parlarlar.

Kuş yiyen örümcek mi?

Dünyanın en büyük Tarantula Örümceği türü olan Theraphosa blondi’nin bacakları arasındaki mesafe, yetişkinliğe ulaşmış örümceklerde 30 cm uzunluğa ulaşabilir. Bu türe aynı zamanda kuş yiyen örümcek de denmesinin sebebi 18. yüzyılda resmedilmiş, sinek kuşu yemekte olan bir Theraposa blondi’yi tasvir eden bakır bir gravüre dayanır.

Dünyanın en zehirli yaratıkları

Orta ve Güney Amerika’da bulunan zehirli ok kurbağaları dünyanın en zehirli hayvanlarıdır. Bu kurbağayı yutan bir insan 1 dakikadan kısa bir sürede hayatını kaybeder. Batrakotoksin olarak adlandırılan zehri, bilinen en etkili zehirden 250 kat güçlüdür. Boyu yalnızca 2,5 cm olmasına rağmen derisindeki zehir 150 insanı öldürebilecek güçtedir. Bölge yerlilerinin yüzyıllardır kullandığı başlıca avlanma ve savaş aracı olan tüftüflerinin içine koydukları küçük okların uçlarını bu kurbağaların sırtlarındaki zehire buladıkları biliniyor.

Afrika ve pitonlar

Güneydoğu Nijerya’da yaşayan İgbo yerlilerinin kutsal değerlerinin önemli bir parçası olan Afrika pitonları, inanışlarına göre toprağa en yakın yaşayan canlı olduğu için yeryüzünün sembolü olarak kabul edilir. Hıristiyanlığı benimsemiş kabilelerde bile bu piton yılanlarına rastlanıldığı zaman, evlerinde ve arazilerinde serbestçe dolaşmalarına izin veren yerliler yanlışlıkla da olsa bir yılanın ölmesi durumunda özel bir cenaze töreni düzenleyerek yılanı toprağa gömerler.

Devamını Oku »